‘’UCUZ OLANLA BAŞLA, SEVERSEN DAHA İYİSİNİ ALIRSIN’’
Karavanın icadı her ne kadar kervan kavramıyla özdeşleşse de yaptığım sıkı bir araştırmanın sonucunda işin sanat ve sanatçıya dayandığını gördüm. “Karavan” kavramı 1810’larda henüz bizim bildiğimiz anlamda (yani içinde yaşanabilen tekerlekli ev) şeklinde yaygın değildi, ancak bu dönemde gezgin tiyatro toplulukları, sirk sanatçıları, kuklacılar ve ressamlar genellikle at arabalarını veya yük vagonlarını taşınabilir sahne, ev ya da atölye gibi kullanmaya başlamışlardı.
Yani bugünkü karavan kültürünün öncüleri, 1810’larda “road show” veya “travelling players” denilen gezgin sanatçılardı.
Karavanın kronolojisi yine çoğunluğunu sanatçı çingenelerin oluşturduğu “Romany vardo” denilen (Çingene karavanları) karavanlarla devam etti ve bu renkli, ahşap, süslü ve yaşanabilir arabalar, karavan kültürünün temellerini attı.
1885 yılında İngiltere’de Bristol firması The Wanderer adında ilk özel amaçlı gezi karavanını üretti. Sahibi Dr. William Gordon Stables idi. Bu araç, bugünkü anlamda “karavan turizminin” başlangıcı kabul edilir.
1920’ler, 1930’lar… Otomobiller piyasaya çıktı ve hızla teknikleri gelişti. Durum böyle olunca insanlık ‘’haydi şu doğanın kalbine kurduğumuz evlerle keşfe çıkalım’’ dürtüsüyle bugünkü çekme karavanın ilk temellerini attı diyebilirim.
Motokaravanlar ise büyük araçların üretiminin artmasıyla tarih sahnesinde ‘’motorhome’’ adıyla yerini aldı.
Karavan kültürü özellikle Avrupa ve İngiltere’de 2.Dünya Savaşı’na rağmen hızla gelişti ve tıpkı günümüzdeki pandemi krizinin fırsata dönüşümüne benzer bir durum yaşandı. Savaş esnasında tahrip edilen şehirler ve yaşam alanları artık içine girilebilecek durumda değildi ve insanların bir çoğu karavanlara yöneldi. Aslında bugün, Avrupa’da gelişmiş alt yapı ve oturmuş karavan kültürünün kökleri biraz bu döneme dayanmaktadır. Kriz anlarını tarih boyunca fırsata çevirmeyi başaran Avrupa bu alanda da başarılı olmuş ve şu an günümüzde Almanya başta olmak üzere bir çok Avrupa ülkesi karavan üretimi konusunda dünya sıralamasında ilk üçte yer almaktadır.
Ülkemize gelindiğinde ise karavan kavramıyla ilk buluşma dönemi çok yavaş ilerlemiş model ve tercih seçenekleri açısından belki de otuz, kırk yıl boyunca çok fazla seçenek bulunamamıştır.
Biraz biraz bir ayağı Avrupa’da olanların getirdiği karavanlarla çeşitler artmaya başlamış. Bu çeşitlilik insanların ilgisini çekmeye ve karavana eğilimi arttırmış. Bu eğilim 80’ler sonrası az sayıdaki yerli üretici sayısının artmasına ve Avrupa standartlarına uygun karavan üretim anlayışına yeşil ışık yakmıştır. Günümüze gelindiğinde ise karavanlar, her tarza her türlü farklı kullanım şekillerine göre tasarlanabilen tatil veya tam zamanlı yaşanabilen tekerlekli evlere dönüştü.
Karavan seçimleri konusu ise özellikle yeni başlayanlar için hala büyük soru işaretleriyle dolu…
Ben-Biz hangi karavanı almalı-dizayn ettirmeliyiz?
Bu konuda şahsen çok fazla yanlış seçimle bu hayata başlayan ve yaptığı seçimin getirdiği çeşitli olumsuz problemler yüzünden karavan hayatından ayrılan bireylerle karşılaştım.
Hepimiz, dünyanın da içinden geçtiği, kaotik, stresli bir dönemden geçiyoruz ve bu geçiş sürecinde, çoğumuza iyi gelen, ruhumuzu biraz olsun sıfırlayan, doğa ana ile buluşma ritüelleri büyük önem taşıyor. Ancak bu buluşmalar zaman zaman biraz önce dile getirdiğim yanlış seçimlerden kaynaklı olarak bir keyif anı yerine kriz anına dönüşebiliyor. Bu krizlerin en büyük sebeplerinden biri de tabi ki de ‘’UCUZ OLANLA BAŞLA, SEVERSEN DAHA İYİSİNİ ALIRSIN’’ felsefesi!
Bana göre bu düşünce, dünyanın bir çok yerinde kullanılan çiğ bir satış tekniği. İnsanlar ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmeli çünkü mutsuzluklar ihtiyaçların azami ölçüde bile olsa karşılanamamasından durumundan ortaya çıkıyor. Özellikle en başat ihtiyaçlar olan, ısınma, temizlenme, yeme-içme gibi konularda yaşanan sıkıntılar sizi günden güne karavandan soğutmaya yeterli sebepler. Yanlış çekilmiş bir su tesisatı yüzünden eksi derecelerde hemen donan borular, gözden kaçmış bir bağlantı hatası yüzünden içeri dolan ortam ısıtıcısı dumanı ya da yaz aylarında yalıtım hatası yüzünden içine girilemeyen bir karavan sizi bu kültüre dahil edemez, aksine hızla soğumanıza neden olur!
Bu tip durumlarla karşılaşmamak için karavan almadan önce, tıpkı bir üniversite öğrencisi gibi kendinize bir hazırlık dönemi belirleyin. Karavan almaya karar verdiğiniz aşamadan itibaren bir yıl boyunca çeşitli özelliklerde karavanlar kiralayarak deneyim kazanın. Yaşam alanında neyin ne işe yaradığını iyice öğrenin. Örneğin; bebeği olan bir ailenin çok ses yapan bir ortam ısıtıcısı ile uyku modunda sorun yaşayabilme ihtimali çok yüksektir. Eğer o aile bunu bilmeden, büyük bir heyecanla makyaja, tasarıma aldanıp karavanı satın alırsa ilk günlerin heyecanının azalmasıyla birlikte bu ses çekilmez bir hal alabilir. Buna benzer bir sürü yaşam alanı teçhizatı hakkında bilgi sahibi olarak karavan almak bana göre en doğru yoldur. Tabi ki eş, dost, arkadaş referansları da çok değerli bu konuda ama bir takım bireysel özellikleri her zaman ön planda tutmak da fayda var! Kimi sadece hafta sonu kullandığı için sıcak su tertibatı tercih etmemiştir, kimisi kasetli tuvalet değil de portatif tuvalet tercih etmiştir, kimi de ben yatak alanında pencere sevmiyorum diyerek size klostrofobik gelebilecek bir dizaynı seçmiştir…
Bana göre, nasıl ki bir ev almaya karar verdiğimizde uzun süre araştırıp karar veriyoruz aynı şekilde karavan alırken de aynı hassasiyeti göstermeliyiz! Çünkü orası bizim doğadaki evimiz, hayalimiz! Size uygun olan karavanı bulmanız, doğada keyif dolu anılar biriktirmeniz dileğiyle!
İlker Yiğen